ÜÇ NEHRİN BİRLEŞTİĞİ MERİÇ VADİSİ

Edirne nimetlerinden biri olan MERİÇ VADİSİ, Tunca- Arda- Meriç nehirlerinin Edirnede kavuştuğu (Şair Niyazi Akıncıoğlu şiirinde  bunu güzelce dile getirmiştir)Meriç ana kolu, Trakyanın deşarjını sağlayan Ergene ve Yunanistan dan gelip Uzunköprü karşısında Meriçe kavuşan Kokino (Kızıl Nehir) nehirleriyle de birleşip ‘’Meriç nehri’’ adıyla Saros Körfezine dökülmektedir. Meriç Nehri Vadisi Trakya ve Balkan coğrafyasını drene eden bu bölgeyi iklimlendirerek hayat veren önemli bir kaynaktır. Yüz yıllarca bu verimli topraklar bu vadinin yarattığı nimetlerle bölgede yaşayan insanlara hizmet etmiştir. Başta Edirne,  Gümülcine ve Filibe bölgeleri yüzlerce yıl İstanbulun tarımsal ve hayvansal ürün ihtiyaçlarını karşılamıştır. Örneğin Bağcılık, Gül yetiştiriciliği, (Edirnenin ardında Sümbüllü bağlar, Güllapoğlu deresi…Edirnede bağcılığın ve Gül lezzetlerini İstanbulu beslediğini hatırlatalım..) Meriç nehri ve kolları yüzlerce yıl taşımacılıkta ve değirmencilik ve sulamada kullanılmıştır. 
1960 lı yıllara kadar Bulgaristanda ki Nehir kollarında baraj ve göletler yapılmaya başlanınca Meriç ana kolu rejim düzensizliği oluşmaya başlamıştır. Su yönetimin de zaman zaman da sıkıntılar oluşmaya başlamıştır. Büyük önder Atatürk’ün  sağlığı döneminde 1934 yılında Meriç nehri sınır düzenlemesi esası olan ‘’Meriç Tabiileri ve Islahı’’ konulu Yunanistanla – Türkiye arasında görüşmeler yapılarak 1937 yılında anlaşma da sağlanmıştır. Bu proje esas alınarak 1954 yılında anlaşma esaslarına göre Türkiye – Yunanistan ortak olarak projenin uygulanmasına başlanmış ve ihaleyi ‘’Harza Firması’’ almış ve 172 km ana sedde ve 380 km drenaj kanalı ve bataklık kurutulması yapılarak proje 1974 yılında Kıbrıs Barış Harekatı ile intikaya uğramıştır. Harza Projesinden sonra oluşturulmaya başlanan Barajlar ve Göletlerle Meriç Ovası sulanmaya başlamıştır. 
Meriç vadisini sulayabilmek için mutlaka ‘’Pompajlı Sulama’’ yapılma zorunluğu olduğu ve Meriç nehrinde su azalması riskine karşı, Meriçten pompajla doldurmalı barajlar yapılmaya başlamıştır. Altınyazı, Yenikarpuzlu, Sultanköy barajlarına ilave olarak 1998 de Hamzadere ve 2002 de Çakmak Barajlarına başlanmıştır. Planlamaları bitirilmiş Çömlekköy ve İpsala Korucuköy Barajlarınada biran önce başlanmalıdır. Ne yazık ki yılda ortalama altı milyar metreküp suyu Sarosa taşıyan Meriç nehrinden en fazla bir milyar metrekübü sulamada kullanılabilmektedir. Halbuki Edirnenin 4 milyon dekar arazisini rahatlıkla Meriç nehrinden sulamak mümkündür. Ne tekim DSİ bu konuda sulama planlamalarını yapmıştır. Fakat bunun ancak % 30 nu sulanabilmektedir. Dolayısıyla sulama projeleri konusunda çok geç kalınmıştır. Maalesef yerel siyaset iradesi bu konuda etkili olamamıştır. Sulama yatırımları öksüz kalmıştır. Verimli topraklarımızı mutlaka en hızlı şekilde sulayarak  tarımsal ürünlerimizi arttırarak Tarımsal Sanayimizi de oluşturmalıyız. Elektrik fiyatlarının yükselmesi bu konuda önemli negatif etken oluşturmaktadır. Bu yüzden mutlaka yerel enerji kaynakları (Güneş, Rüzgar, Biyokütle..) değerlendirilerek pompaj enerjisini daha ucuza sağlayacak santralları yapmalı. Yada yerel siyaset gücüyle bölgesel önemi göstererek, Pompajlı Sulamada bölgesel destek sağlayacak politikaları üretebilecek temsilciler seçilip bulunabilmelidir. Geçmişten buyana hak ettiğini alamayan Edirneye mutlaka vefa borcu ödenmelidir.
 

YORUM EKLE