banner11

Tarihi Dimetoka Camii’ni kimler yaktı?

Yunanistan’ın Dimetoka kentinde bulunan ve Avrupa’daki en eski Osmanlı camisi olan 597 yıllık Çelebi Sultan Mehmet Camii 22 Mart 2017 tarihinde çıkan şüpheli yangınla harap olmuştu. Özellikle caminin ahşaptan geçme yapılmış ve tek örnek olarak bulunan eşsiz kırlangıç kubbesi yanarak çökmüştü.

Tarihi Dimetoka Camii’ni kimler yaktı?

Yangınla ilgili yürütülen  soruşturma neticesinde hazırlanan raporda yangından kimlerin sorunlu olduğu ve yapılan ihmaller ilgili detaylar ortaya çıktı.Ahval'in haberine göre felaketle sonuçlanan yangın sonrası İtfaiye’nin hazırladığı raporda yangının çıkış nedeni olarak cami içerisinde restorasyon çalışması gerçekleştiren ekibin ihmali olarak belirtiliyor ve kaynak çalışmalarından çıkan alevlerin çatıyı tutan ahşap direklere sıçrayarak yangına sebebiyet verdiği ifade ediliyordu. Açılan dava sonrası duruşmalar iki kez ertelendi ve dava bugüne kadar görüşülmedi. Ancak olayın adli tarafı dışında Yunanistan Kültür Bakanlığı Dimetoka Camii’ndeki yangınla ilgili yeminli soruşturma başlattı. 2018 yılı Kasım ayında tamamlanan yeminli soruşturmayla ilgili rapor geçtiğimiz günlerde TPP (thepressproject) internet sitesinde yayınlandı.  Rapordan ortaya çıkan sonuç kısmında, bir takım Kültür Bakanlığı yetkilisinin görev ihlali ve görev ihmali yaptığı veya görevi gerektiği gibi yerine getiremediği sonucunun yanı sıra eserin sıra dışı veya yasadışı kullanımı veya kaderine terk edilmesi yüzünden tahrip olduğu sonuçlarına yer verildi.

İdari süreç 21 Haziran 2019 tarihinde tamamlandı ve rapordaki suçların ciddiyeti nedeniyle bir önceki Yunan Kültür bakanı Zorba, bahse konu bakanlık yetkililerini disiplin kuruluna sevk edilmesine karar vermişti. Olay Yunan basınına da yansıyınca, yaklaşan seçimlerle birlikte kararın “siyasi emeller” taşıdığı yorumları yapıldı.

ÖNLEM ALINMAMIŞ

Diğer taraftan, tarihi eserinin 2013 ve 2014 yıllarında kubbesinin iki kez zarar görmesinden sonra karar alınan ve acil olarak nitelendirilen restorasyon çalışmalarıyla ilgili Bakanlık yetkililerinin yaklaşık 3,5 yıl sonra ancak ilgilenebildiği ve başlayan çalışmalar sonrası da tarihi caminin yandığı ifade edildi.

Yeminli soruşturmadan ortaya çıkan bilgilere göre yangın caminin çatısından başlayarak zemine doğru yayılmış. Yangına sebebiyet verdiği söyleyen kaynak çalışmalarının ise ahşap direklere 10 santim gibi kısa bir mesafede yapıldığı ortaya çıkarken, çalışma sırasında ne bir denetleyici mühendis ne de bir Bakanlık denetimcisinin bulunduğu kaydediliyor.

Kaynak çalışmalarının yapıldığı alanda, yanabilecek madde ve malzemelere karşı hiçbir önlem alınmadığı ortaya çıkarken, ne de yangın söndürücülerin zemin kattan çalışmaların yapıldığı çatıya taşındığı hatta çalışmalar için gerekli 24 saatlik ruhsatın bile alınmadığı kaydediliyor.

DİSİPLİN KURULUNA SEVK EDİLEN ÜÇ YETKİLİ İSE ŞÖYLE:

Bizans ve Bizans Dönemi Sonrası Eserlerin Restorasyonu Dairesi Müdürü

Bizans ve Bizans Dönemi Sonrası Eserler Dairesi Müdürü

Bizans ve Bizans Dönemi Sonrası Eserlerin Restorasyonu Dairesi’nde görev yapan üç mühendis

Evros Tarihi Eserler Dairesi Müdürü

Denetleyici mühendis olarak görevlendirilen memur

Yunanistan Kültür Bakanlığı’nca tarihi eser olarak koruma altına alınan ve ibadete kapalı olan Dimetoka Beyazıt Camii yıllardır çeşitli gerekçeler öne sürülerek restore dahi edilemiyor.

DİMETOKA’DAKİ ÇELEBİ SULTAN MEHMED CAMİİ'NİN TARİHÇESİ

İslam Ansiklopedisi’nde Dimetoka’daki Çelebi Sultan Mehmed Camii için şu ifadelere yer veriliyor:Kuzey Yunanistan’ın Batı Trakya bölgesinde, Edirne’nin 30 km. kadar güneyindeki Dimetoka (Didymontikhos) kasabasının merkezinde bulunmaktadır. Kapısı üstünde üç satır halindeki Arapça kitâbesinde yapının 823 yılı Rebîülevvelinde (Mart 1420) inşa edildiği bildirilmektedir. Caminin yan kapısı üstünde yer alan ikinci kitâbede ise Dimetoka Kadısı Seyyid Ali ve Haslılı (veya Caslılı) Doğan b. Abdullah’ın yardımları ile “... mühendislerin iftiharı, mimarların seçkini, sanatında mahir bir üstat olan İvaz b. Bâyezîd”in camiyi 824 yılında (1421) tamamladığı belirtilmektedir. Mimar İvaz b. Bâyezîd, XV. yüzyılın başlarında faaliyeti görülen Hacı İvaz Ağa (Paşa) olmalıdır. Dimetoka’daki bu büyük eser, bânisi Çelebi Sultan Mehmed’in 1421 yılı Mayıs ayı içinde vefatı üzerine acele olarak tamamlanmıştır. Bu husus caminin mimarisinin anlaşılması bakımından çok önemlidir.

Evliya Çelebi, 1078 Ramazanında (Şubat 1668) Dimetoka’ya geldiğinde gördüğü caminin dört kâgir ayağın taşıdığı, kurşun kaplı ahşap çatının içine gizlenmiş kubbesi, yüksek ve süslü bir minaresinin olduğunu, ancak dış hariminin bulunmadığını söyler.

Batı Trakya Türk idaresinden çıktıktan sonra kasabadaki müslüman cemaate tahsis edilmeyen cami ardiye, depo gibi maksat dışı işlerde kullanılarak harap olmaya bırakılmıştır. Hakkındaki en son mimari bilgi, etraflı bir incelemesini yapan E. Hakkı Ayverdi’nin 1981 yılına ait verdiği mâlûmattan ibarettir.

Çelebi Sultan Mehmed Camii, dıştan 32,42 × 29,94 m. ölçüleriyle muntazam kesme taş cepheli büyük bir yapı olmakla beraber son cemaat yeri ve avlusu yoktur. Esas taçkapısı, zikzak kabartmalarla süslü sivri bir kemerin içinde olup üst kavsi çift renkli taşlardan geçmeli olarak işlenmiştir. Üstünde, dikey çizgiler ormanı gibi eliflerin sıralandığı hat sanatı bakımından ilgi çekici kitâbesi yer alır. Kemerin içinde iki yanda mukarnaslı mihrapçıklar biçiminde nişler vardır.

Caminin kareye yakın olan mekânının ortasında kare kesitli dört pâye bulunmaktadır. Evliya Çelebi bunların üstünde ahşap bir kubbe bulunduğunu bildirir. E. Hakkı Ayverdi bu cami hakkındaki ilk makalesinde, esasında dört taraftan dört yarım kubbe ile desteklenen bir ana kubbe ile örtülü bir yapı olabileceğini ileri sürmüşken sonraki incelemelerinin ışığında binanın mihrap ekseni üstünde iki kubbeli, iki pâyeli ve yan mekânları tonozlu olması gerektiğini ifade ederek giriş cephesi önünde de üç bölümlü bir son cemaat yerinin planlanmış olabileceğini ileri sürmüştür. Ona göre bu proje, bânisinin inşaat sırasında vefatı yüzünden uygulanamamıştır. Bu görüş inandırıcı olmakla beraber itiraz edilecek tarafları da vardır. Nitekim Sultan Mehmed cami inşaatı oldukça ilerlemiş bir safhada iken öldüğüne göre taşıyıcı unsurların da yapılmış olması gerekir. Yani orta kubbeyi taşıyan ve bugün de görülen dört pâye yapılmıştı. Aslında bunların iki tane olduğuna, sonradan ortadaki tek kubbeden vazgeçilerek yerlerine dört pâye yapıldığına inanmak güçtür. Kanaatimize göre cami ortada tek büyük kubbeli olarak tasarlanmış, fakat bânisinin ölümü üzerine alelacele ahşap bir kubbe ile kapatılarak bu kubbe piramit biçiminde bir çatı içine gizlenmiş olmalıdır. Binanın sağ köşesinde yükselen sekizgen gövdeli ve çifte şerefeli minarenin de orijinal olmayıp XIX. yüzyılda yenilendiğini sanıyoruz.

1992 sonbaharında öğrenildiğine göre Çelebi Sultan Mehmed Camii minare külâhı uçmuş, camları kırılmış, sıvaları yer yer dökülmüş metrük bir halde idi. Türk mimari sanatının, sınırlarımızın hemen yanında kaderine terkedilmiş bir durumda kalan bu erken döneme ait heybetli eserinin daha fazla harap olmasına meydan verilmeden kurtarılması gerekmektedir. Aslında Mimar Hacı İvaz, Çelebi Sultan Mehmed Camii’ni inşa ederken Osmanlı mimarlık tarihinde önemli bir gelişmeye işaret eden, dört yarım kubbe ile desteklenen orta ana kubbe sistemini eğer burada uygulamaya çalışmışsa bu eser ayrıca Türk sanat tarihinde de önemli bir yere sahip demektir.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER