BERAT GECESİ

Hızla tükenen hayatın, sonu gelmez bir kazanma ve harcama yarışıyla insan yaşamını törpülediği şu ortamda, biz müslümanlara sunulan en önemli ilahi bağışlardan biri de hiç kuşkusuz Berat Gecesi’dir.

Berat; borçtan, suç ve cezadan, hastalıktan kurtulmak demektir. Berat kelimesinin ifade ettiği bu anlamlarla bağlantılı olarak bu geceye de Berat (Kurtuluş) Gecesi denilmiştir. Dolayısıyla günahları bağışlananlara Allah’ın bu gecede berat yazacağı müjdelenmiştir."

Köken itibarıyla Arapça olan "Beraet" kelimesini dilimizde “Berat” olarak telaffuz etmekteyiz. Kameri aya göre Şaban ayının 14’ünü 15’ine bağlayan bu gece 27 mart cumartesi gecesine tesadüf etmektedir. Kaynaklarımızda bu geceye Mübarek Gece, Berat Gecesi ve Rahmet Gecesi olmak üzere (anlamları yaklaşık olarak aynı olmakla beraber) üç farklı ismin verildiğini görmekteyiz.

Berat gecesi, milletçe büyük bir coşku ve sevinç içinde kutladığımız mübarek kandil gecelerimizden birisidir. Bu gecenin mahiyetini ve önemini daha iyi kavrayabilmek için, içinde bulunduğumuz üç aylara kısaca gözatmamız yerinde olacaktır.

Bilindiği gibi üç aylar, Recep ayı ile başlamaktadır. Recep ayının ilk Cuma gecesinin Regaib kandili olduğu geceyi en samimi duygularla ihya etmiş olmamız, daha dün gibi belleklerimizde tazeliğini korumaktadır. Miraç Kandili, yine Recep ayında büyük manevi haz duyarak yaşayacağımız bir diğer gecedir. Üç ayların İkincisi olan Şaban ayının tam ortasına denk gelen gece ise, anlatmaya çalıştığımız Berat gecesidir. Nihayet, onbir ayın sultanı Ramazan-ı Şerife kavuşarak, son ve en büyük gece olan Kadir gecesini en iyi şekilde değerlendirmeye gayret göstereceğiz. Ve nihayet Ramazan Bayramıyla üç aylara veda edeceğiz.

Üç aylar içinde yaptığımız bu kısa gezintiden anlaşıldığı gibi Berat gecesi, Ramazan ayına 15 gün kaldığını müjdelemektedir. Bu gecede alacağımız berat belgesi ile inşaallah Ramazan ayına gireceğiz ve manevi duyguların zirvesine erişmiş olacağız. Sevgili Peygamberimiz: "Recep Allah’ın ayı, Şaban benim ayım, Ramazan ise ümmetimin ayıdır.” Buyururken; Receb’in ekim ayı, Şabanin bakım ayı, Ramazanin da hasat/mahsül toplama/meyveleri devşirme ayı olduğuna işaret etmiş olmaktadır.

Yüce Allah Duhan süresinde: ’Hâ-Mîm. Andolsun o Kitab-ı Mübin’e ki, biz onu mübarek bir gecede indirdik. Çünkü biz uyarıcıyızdır. O gecede her hikmetli buyruk ayrılır ve katımızdan bir emirle ilgilisine yollanır..." buyurmuştur

Bu ayetlerde geçen "Mübarek Gece"den maksadın Kadir gecesi olduğunu belirten müfessirlerimiz olduğu gibi15’ Berat gecesi diyenler de vardır. Bu iki farklı yorumdan hareketle Kur’an-ı Kerim’in iki nüzulü (indirilişi) olduğu belirtilmiştir. Biri Levh-i Mahfuz’dan dünya semasına (Beytüİ-İzzeye) indiriliştir. İkincisi de oradan Cebrail vasıtasıyla Hz. Peygamber (a.s.)’in kalbine aktarılışıdır. Birinciye inzal (toptan indiriliş), İkinciye de tenzil (parça parça indiriliş) denmektedir. O halde Kur’an Kadir gecesinde dünya semasına toptan inzal edildi, sonra da oradan 23 küsür sene zarfında peyderpey (parça parça) Hz. Pey- gamber’e indirildi.’

Yukardaki bu kısa ayrıntıyı belirtmek ihtiyacını duyduk. Zira, Berat gecesinin manevi değerinin en önemli göstergesi, bizzat Kur’an-ı Kerim’de anılmış olmasında yatmaktadır. Ayrıca Kur’an-ı Kerimin Kadir gecesinde indirilişi ile Berat gecesinden bahseden yukardaki ayetin bir çelişki arzetmediğini bilmemiz gerekmektedir.

Duhansûresinin ilk ayetleri Berat gecesinin belirgin üç temel özelliğini öne çıkarmaktadır. Bunlar:

1- Mübarek gece: Hayrı ve fazileti çok olan, Allah’ın kullarına bol ikramlarda bulunduğu, onların tevbelerini kabul ederek günahlarını bağışladığı eşsiz bir gecedir. Nitekim biraz sonra arz edeceğimiz Hadis-i Şeriflerle bu gecenin biz kullar için ne büyük bir anlam ifade ettiğini daha iyi kavrayacağız.

2- İnsanlığa gönderilen son ilahi mesaj Kur’an-ı Kerimin, Hz. Peygamber’e indirilmeye başlandığı gecedir.

3- Bir yıl süreyle olacak hadiselerin, amellerin, rızıkların, ecellerin, hastalıkların... vs. karara bağlandığı ve ilgili meleklere teslim edildiği gecedir.

Yukarıdaki ayette birtakım hususiyetleri zikredilen Berat gecesinin Hz. Peygamberin dilinden tüm mahlukatı kuşatıcı şu müjdesine gönülden kulak verelim:

"Şaban ayının yarı gecesi (Berat Gecesi) oldu mu onu ibadetle geçirin. Gündüzünü de oruç tutun. Zira Allah Teala, bu gece güneşin batışından itibaren dünya semasına rahmetle tecelli eder ve kullarına şöyle hitap eden

- Yok mu benden af dileyen, onun günahlarını bağışlayayım?

- Yok mu benden rızık isteyen, ona rızık vereyim?

- Yok mu bir derde düşen, ona afiyet bahşedeyim?

- Yok mu şunu isteyen, yok mu bunu isteyen diyerek tan yeri ağarıncaya kadar devam eder."

Hz. Peygamber (a.s.), bu gecede tevbe edip bağışlanma dileyen mii’minlerin sayısının çokluğunu bir benzetmeyle Hz. Aişe validemize şu şekilde anlatmıştır:

’’Allah Teala Şaban ayının yarısı gecesinde (Berat Gecesinde) dünya semasına rahmetle tecelli ederek, Beni KelbKabilesi’nin koyunlarının kılları sayısından daha çok kimsenin günahlarını bağışlar.”"

Bu gecede bizden ısrarla istenen en önemli şey, bol tevbe ederek yüce yaratıcıdan af dilemektir. Çünkü tevbe, bir sayfayı kapatıp, açılması gereken bir başka sayfayı açmaktır. Yanlışlarla dolmuş geçmişe bir daha dönüp bakmamaktır. Yeniden kulluğa talip olmaktır. Yaratıcı ile yeniden bir sözleşme yapmaktır.

Bu gecede tevbe sularıyla yıkanmak, tüm manevi hislerden arınmak, aydınlığı örten perdeyi kaldırmak gerekir. Tevbe sayesindedir ki, insan, egosunu aşarak ihtiraslarını yenebilecek bir şahsiyet olgunluğuna erişebilir. Şairin ifadesiyle; Kaldır benliği aradan/Ortaya çıksın Yaradan sözüyle anlatılmaya çalışılan mücadele İslam tasavvuf geleneğimizin de temelini teşkil etmektedir. İşte bu gecede yapılacak tevbe ile ruhlar arındırılır, söz, davranış ve hareketlere yön verilir. Bu gecede yapacağımız rükular, secdeler, kıyamlar, dökülecek göz yaşlan, bize rahmet kapılarını açacaktır. Bu gecede rahmet denizinden serpilen sudan nasiplenememek en büyük kayıplardan biri olsa gerektir.

“De ki: Ey kendi nefisleri aleyhine haddi aşan kullarım! Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin...”" buyuran Yüce Allah, şu günahlarda ısrar eden kişilerin yapacakları tevbeyi kabul etmeyeceğini belirtmiştir.

- Kendisine ortak koşanlar,

- Kin güdenler,

- Akrabasıyla bağlantısını koparanlar,

- Kibirlenip büyüklük taslayanlar,

- Anne-babasına asi olanlar,

- Alkol mübtelası olanlar.’

Görülüyor ki, Berat gecesi, dua ve isteklerin kabul edileceği, günahların bağışlanacağı müstesna ve mübarek bir gecedir. Aslında zamanlar birdir. Ancak Cenab-ı Hak; kullarının ibadetlerini kat kat mükafatlandırmak, dua ve isteklerini kabul etmek, bağışlanmalarına imkan ve fırsat tanımak üzere bazı zamanları daha faziletli kılmıştır.

Bu sebeple Berat gecesinde Rabbımıza olan inancımızı tazeleyerek, manevi hastalıklardan, kalplerimizi karartan günah kirlerinden uzaklaşmaya söz vermeliyiz.

Başta hürmete en çok layık olan anne- babalarımızın olmak üzere, akrabalarımızın, büyüklerimizin, komşularımızın Berat Gecelerini tebrik etmeli, saygı ve şefkatte kusur etmemeliyiz. Dini ve milli bütünlüğümüzü bozmaya yönelik her türlü kin ve düşmanlık duygularını söküp atmalıyız. Dünya ülkelerinde meydana gelen acı olaylardan ders alarak, şehit kanlarıyla sulanmış olan aziz vatanımızı canımız gibi korumalıyız.

Bu geceyi evinde eşiyle ve çocuklarıyla mutlu ve huzurlu bir ortamda geçirme fırsatı bulamayan hastalarımızı ziyaret etmeli, fakirlere, öksüz ve yetimlere yardım elimizi uzatarak onları sevindirmeliyiz. Bilelim ki, kişi, kardeşinin yardımında olduğu sürece Allah da onun yardımcısı ve destekçisidir.

Bolca Kur’an-ı Kerim, Salavat-ı Şerife okumalı, zikir ve tesbihatta bulunmalıyız. Varsa kaza namazları kılmalı, kalbin derinliklerinden çıkacak ve yapılacak tevbenin kabul olmasına sebep olacak samimi gözyaşları dökmeliyiz.

Berat Gecesinin milletimize ve İslam alemine huzur ve mutluluklar getirmesini diler, sağlık ve afiyet içinde Ramazan ayına kavuşmamızı Yüce Allah’tan temenni ederim.

Yazımıza Hz. Peygamber (a.s.)’in bu gecede yapmış olduğu şu özlü dua ile son vermek istiyorum:

“Allah’ım! Azabından affına, gazabından hoşnutluğuna, senden yine sana sığınıyorum. Şanın yücedir. Seni gereği gibi övmekten acizim. Sen kendini övdüğün gibi yücesin.”"

 (Edirne İl Müftülüğü tarafından hazırlanmıştır)

Hazırlayan: Hakan AYER (İl Vaizi) 

Not: Diyanet Aylık Dergiden istifade edilmiştir.

YORUM EKLE